07 Mayıs 2026 Perşembe
Araç sahipleri için haftanın en çok takip edilen başlıklarından biri olan akaryakıt fiyatları, 9 Şubat 2026 Pazartesi günü itibarıyla yeni haftaya girerken yeniden gündemde. Küresel petrol piyasasındaki dalgalanmalar ve döviz kurundaki hareketlilik fiyatlar üzerinde etkisini sürdürürken, benzin ve motorin cephesinde yeni bir değişiklik olup olmadığı merak ediliyor.
9 Şubat Pazartesi günü itibarıyla benzin ve motorin (mazot) gruplarında herhangi bir zam ya da indirim bulunmuyor. Enerji piyasalarında Brent petrol ve kur kaynaklı dalgalanmalar yakından izlenmeye devam edilirken, haftaya fiyatlar sabit başladı.
aka
İstanbul’da Avrupa Yakası’nda benzinin litre fiyatı 55,37 TL, motorinin litre fiyatı 57,67 TL seviyesinde bulunuyor. Anadolu Yakası’nda ise benzin 55,19 TL’den, motorin 57,49 TL’den satılıyor. LPG fiyatları yakalar arasında küçük farklar gösteriyor.
Başkent Ankara’da benzin litre fiyatı 56,30 TL, motorin litre fiyatı ise 58,78 TL olarak uygulanıyor. LPG fiyatı Ankara genelinde 29,97 TL seviyesinde seyrediyor.
Ege’de İzmir’de benzin litre fiyatı 56,58 TL, motorin litre fiyatı 59,05 TL, LPG fiyatı ise 29,89 TL olarak kaydedildi. Bölgesel farklar sınırlı kalırken, fiyatlar genel olarak önceki haftayla aynı seviyelerde bulunuyor.
Uzmanlar, önümüzdeki günlerde küresel petrol fiyatları ve döviz kurundaki seyrin belirleyici olacağını vurguluyor. Akaryakıt fiyatları kısa vadede sabit görünse de, piyasalardaki oynaklık nedeniyle sürücülere gelişmeleri yakından takip etmeleri öneriliyor.
Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde altın üretimi, Türkiye açısından hem ekonomik hem de stratejik bir başlık olarak öne çıkıyor. Artan güvenli liman talebiyle birlikte sektör temsilcileri, yer altı kaynaklarının daha etkin değerlendirilmesinin Türkiye’yi bölgesel ölçekte güçlü bir konuma taşıyabileceğini vurguluyor. Özellikle rafineri ve kuyumculuk altyapısıyla dikkat çeken Türkiye, üretim tarafında atılacak adımlarla altın ticaretinde merkez olma potansiyeline sahip görülüyor.
Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel, altın fiyatlarındaki dalgalanmaların küresel faiz beklentileri, doların seyri ve kısa vadeli fon hareketlerinden etkilendiğini belirtiyor. Jeopolitik risklerin devam etmesiyle birlikte altının güvenli liman özelliğini koruduğunu ifade eden Yücel, kısa vadeli geri çekilmelerin uzun vadeli eğilimi bozmadığını dile getiriyor.

Sektör temsilcilerine göre fiyatlardaki olası düşüşler, Türkiye için bir riskten çok fırsat anlamına geliyor. Yerli altın üretiminin artırılmasıyla ithalata olan bağımlılığın azaltılabileceği, bunun da cari açık üzerindeki baskıyı hafifletebileceği belirtiliyor. Bu noktada teşvik mekanizmaları ve izin süreçlerinin hızlandırılması kritik görülüyor.
Küresel ölçekte üretim ve talep arasındaki fark da dikkat çekiyor. Dünya genelinde yıllık altın üretimi yaklaşık 3.500 ton seviyesindeyken, talebin 5.000 tonun üzerine çıkması fiyatları destekleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Merkez bankalarının alımlarını sürdürmesi, bu eğilimin kalıcı olabileceğine işaret ediyor.
Türkiye’nin mevcut yıllık yaklaşık 28 tonluk üretiminin artırılabileceği ifade edilirken, test edilmiş rezervlerin 6.500 ton seviyesinde olduğu belirtiliyor. Yeterli yatırım ve finansman koşulları sağlanması hâlinde, önümüzdeki 5 yıl içinde yıllık 100 ton altın üretimi hedefinin ulaşılabilir olduğu değerlendiriliyor. Bu artışın, Türkiye’yi yalnızca üretici değil, aynı zamanda bölgesel bir altın işleme ve ticaret üssü hâline getirebileceği öngörülüyor.
Haftanın ilk işlem gününde Asya borsaları, küresel risk iştahındaki toparlanmayla birlikte sert yükselişler kaydetti. ABD teknoloji hisselerinin öncülük ettiği Wall Street toparlanması bölge genelinde olumlu bir hava yaratırken, Japonya’da seçim sonuçlarının netleşmesi piyasalara ek destek sağladı. Yatırımcılar, siyasi belirsizliğin azalmasını ve büyümeyi destekleyici politikaların devam edeceğini fiyatlamaya başladı.
Japonya’da Sanae Takaichi liderliğindeki koalisyon hükümetinin alt meclis seçimlerinde güçlü bir zafer elde etmesi, piyasalarda güveni artırdı. Bu gelişmenin ardından Nikkei 225, yüzde 5’i aşan yükselişle 57.000 puanın üzerine çıkarak tarihi bir rekor kırdı. Daha geniş kapsamlı TOPIX endeksi de benzer şekilde yeni zirvelere ulaştı.

Analistler, seçim sonuçlarının Takaichi hükümetine ekonomi politikalarında daha fazla manevra alanı sağladığını belirtiyor. Piyasa beklentileri; kamu harcamalarının artırılması, vergi teşvikleri ve ücret artışlarını destekleyecek adımların gündemde kalacağı yönünde şekilleniyor. Bu tablo, özellikle yerel hisse senetleri için olumlu bir zemin oluşturuyor.
Asya genelinde yükselişin bir diğer itici gücü ise teknoloji hisseleri oldu. Güney Kore’de KOSPI endeksi, önceki kayıplarını telafi ederek yaklaşık yüzde 5 değer kazandı. Yarı iletken ve yapay zekâ odaklı şirketlere gelen alımlar, bölgedeki risk iştahını belirgin şekilde artırdı.
Hong Kong, Çin ana karası ve Avustralya piyasalarında da alımların yaygınlaştığı görüldü. Bununla birlikte yatırımcılar, bu hafta açıklanacak ABD istihdam ve enflasyon verilerini yakından izliyor. Asya borsaları kısa vadede güçlü bir momentum yakalamış olsa da, küresel faiz beklentileri ve teknoloji hisselerine yönelik algıdaki değişimler nedeniyle temkinli duruş korunuyor.
Borsa İstanbul’un jeopolitik gelişmeler nedeniyle işlemlere kapatılacağına yönelik sosyal medya iddialarına resmi yanıt geldi. Dezenformasyonla Mücadele Müdürlüğü (DMM), yetkili kurumlar nezdinde bu yönde alınmış ya da değerlendirme aşamasında olan herhangi bir karar bulunmadığını açıkladı. Açıklama, piyasalarda oluşan belirsizliğin ardından kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıyor.
Sosyal medyada “Borsa İstanbul’un pazartesi günü açılmayabileceği” yönünde paylaşımlar dolaşıma girerken, DMM söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Açıklamada, bu paylaşımların piyasalarda panik ve güvensizlik oluşturmayı amaçlayan manipülatif içerikler olduğu ifade edildi.
DMM, finansal sistemin işleyişini hedef alan mesnetsiz iddialara karşı kamuoyunun yalnızca resmi kurumların açıklamalarını dikkate alması gerektiğini vurguladı. Ayrıca asılsız paylaşımlar hakkında yasal süreç başlatıldığı belirtildi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de DMM açıklamasını sosyal medya hesabından paylaşarak değerlendirmede bulundu. Şimşek, jeopolitik gelişmelerin yakından izlendiğini ve ekonomiye olası etkilerin tüm boyutlarıyla değerlendirildiğini belirtti.
Ekonominin güçlü makroekonomik temellere sahip olduğunu ifade eden Şimşek, piyasalardaki sağlıklı işleyişin sürmesi için ihtiyaç halinde gerekli adımların atılacağını vurguladı. Vatandaşların spekülatif haberlere itibar etmemesi gerektiği çağrısında bulundu.
Son gelişmelerin ardından gözler, haftanın ilk işlem gününde Borsa İstanbul’un açılış performansına çevrildi. Yetkili kurumlar tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda, piyasaların olağan işleyişini sürdürmesi bekleniyor.
ABD-İran gerilimi enerji piyasalarında sert fiyatlamalara yol açtı. İsrail’in İran’a yönelik “önleyici saldırı” başlattığı haberlerinin ardından Brent petrol şubat ayının son işlem gününü %3 yükselişle 73,12 dolar seviyesinde tamamladı. Bu seviye, Haziran 2025’ten bu yana görülen en yüksek kapanış olarak kaydedildi. Analistler, gerilimin tırmanması halinde fiyat hareketlerinin hızlanabileceğine dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerde ilerleme kaydedilemediğini belirtirken, Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürmesinin temel anlaşmazlık konusu olduğu ifade ediliyor. Diplomatik temaslar devam ederken, bölgede askeri hareketlilik artmış durumda.
Açık kaynaklara göre bölgede 330’dan fazla ABD askeri uçağı konuşlandırıldı ve bu sayının son günlerde arttığı bildirildi. Uzmanlar, askeri yığınağın hem operasyonel hazırlık hem de diplomatik baskı unsuru olarak değerlendirildiğini belirtiyor.

Batı Teksas türü ham petrolün (WTI) varili ise %2,7 artışla yaklaşık 67,22 dolar seviyesinde işlem gördü. Uluslararası veri şirketi Primary Vision Network Enerji ve Ekonomi Analisti Osama Rizvi, olası bir saldırı halinde petrol fiyatlarında yaklaşık %10’luk artış görülebileceğini ifade etti.
Rizvi’ye göre fiyat artışının kalıcılığı, enerji altyapısının hedef alınıp alınmamasına bağlı olacak. Saldırının sınırlı kalması durumunda fiyatlarda geri çekilme görülebileceği, ancak geniş çaplı bir tırmanışın küresel piyasalarda daha sert dalgalanmalara yol açabileceği belirtiliyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapanması senaryosunda ise petrol fiyatlarının 150 dolar seviyesine kadar yükselebileceği, küresel büyümenin yaklaşık %1,5 baskı altında kalabileceği ve ABD enflasyonunun yeniden %4,5 seviyesine yaklaşabileceği öngörülüyor. Bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda enerji ve emtia piyasalarında oynaklığın belirgin şekilde artabileceği değerlendiriliyor.