43,7339
0.19%51,9339
-0.02%7.075,01
2,56%14180.69
2,56%
Yıllardır Türk ekonomisinin döviz kaynağı ve “güvenli limanı” olarak görülen gayrimenkul sektörü, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir kırılma noktasına ulaştı.
Finans uzmanı İris Cibre’nin ödemeler dengesi verilerine dayanarak paylaştığı analizler, Türkiye’nin gayrimenkul karnesinde rollerin tamamen değiştiğini kanıtlıyor: Artık yabancılar Türkiye’den ev almıyor, Türkler dünyayı parselliyor.
Ödemeler dengesi verileriyle hazırlanan grafiklerde en dikkat çekici detay, iki ana yatırımcı grubunun taban tabana zıt yönlere hareket etmesi oldu.
Kırmızı Çizgi (Yabancılar): 2022 yılındaki zirvesinden bu yana serbest düşüşte.
Mavi Çizgi (Türk Yatırımcı): Son iki yılda adeta patlama yaparak tarihi rekor seviyesine ulaştı.
2025 yılının ilk aylarında bu iki eğrinin kesişmesiyle birlikte, Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandı: Türklerin yurt dışındaki gayrimenkul yatırımı, yabancıların Türkiye’deki alımlarını geride bıraktı.
İris Cibre’nin analizinde paylaştığı rakamlar, Türkiye’nin gayrimenkul üzerinden döviz kazanma stratejisinin tıkandığını gösteriyor. Son 12 ayın bilançosu şöyle:
| Başlık | Tutar / Oran |
| Toplam Doğrudan Yabancı Yatırım | 13 Milyar Dolar |
| Gayrimenkul Kaynaklı Giriş | 2,15 Milyar Dolar |
| Konut Satışının Payı | %16,5 |
| Net Gayrimenkul Yatırım Dengesi | -224 Milyon Dolar (Çıkış) |
Cibre, Türkiye’den gerçekleşen bu 224 milyon dolarlık net çıkışı, “Bu tarihte daha önce hiç görülmedi” sözleriyle yorumlayarak durumun vahametini ortaya koydu.
Türk yatırımcısının rotasını yurt dışına kırmasının arkasında rasyonel ekonomik tercihler yatıyor. Türkiye’deki konut fiyatlarının enflasyonun bile üzerine çıkarak aşırı değerlenmesi, yatırımcıyı Yunanistan, Portekiz, Dubai ve ABD gibi pazarlara itti. Yatırımcı artık İstanbul’da bir daire fiyatına, Avrupa’da Euro geliri elde edebileceği veya oturum izni alabileceği seçenekleri değerlendiriyor.
Öte yandan, yabancı yatırımcının Türkiye’den elini eteğini çekmesi; ekonomik belirsizlikler ve bölgedeki risk algısının bir sonucu olarak görülüyor.
Bu trendin devam etmesi, Türkiye ekonomisi için iki büyük riski beraberinde getiriyor:
Güven Erozyonu: Yerli sermayenin kendi ülkesindeki gayrimenkulü “pahalı” veya “riskli” bulup dışarıya gitmesi, genel yatırım ortamına dair olumsuz bir mesaj veriyor.
Cari Açık Baskısı: Cari açığın finansmanında can suyu olan “yabancıya konut satışı” gelirlerinin kuruması, döviz ihtiyacını daha da tetikleyebilir.
Türkiye, yıllardır övündüğü “yabancıya konut satarak döviz kazanma” dönemini kapatıp, kendi vatandaşının dövizini yurt dışındaki emlak piyasasına kaptırdığı yeni ve zorlu bir döneme girdi.
EKONOMİ
10 saat önceEKONOMİ
1 gün önceEKONOMİ
1 gün önceEKONOMİ
2 gün önceEKONOMİ
3 gün önceEKONOMİ
4 gün önceEKONOMİ
15 Şubat 2026